Kızıl Nehir hakkındaki yazımı 1 haftadır erteliyorum. Üstüne 1 kitap daha(Puslu Kıtalar Atlası) okuyunca, artık yayınlamam gerektiğine karar verdim:)
Yazarın "Deja Vu" adlı kitabından sonra tarzına karşı bi sempatim oluşmaya başladı açıkçası. Temposu sürekli yüksek olmamasına rağmen sürükleyici buldum kitaplarını. "Deja Vu"dan sonra yazarın diğer kitaplarını okumam gerektiğini bi kenara yazmıştım.
Kızıl Nehir kitabına gelecek olursak, kitabın başından itibaren baş karakterimizin geçmişine olan merakımız daha sonra yerini olayların gelişimine olan meraka bırakıyor. Yazarın ilk kitabında ve Kızıl Nehir'de beni kurguya bağlayan sebeplerin başında baş karakterlerin doğrusuyla yanlışıyla, bize çok iyi aktarılması geliyordu bence. 2 kitapta da zihnimde karakter betimlemerini rahatça somutlaştırdım ve açıkçası karakterlere kendimi çok yakın hissettim. Bu tarz aksiyon, cinayet ve ya gerilim kitaplarında bu duyguyu sıkça yaşamıyorum açıkçası. Bu beni memnun etti.
Kapaktaki yazılarla yazımı bitirmeden evvel gönül rahatlığıyla John Hart'ın kitaplarını tavsiye edebilirim. Özellikle, vurdulu kırdılı aksiyonlar yerine Breaking Bad tarzı dramlardan hoşlanan, "olaylar ağır ilerlesin ama karakterler daha doğal davransın, daha gerçekçi olsun" diyen benim gibi izleyici ve okurlar eminim John Hart'ı beğenecektir.
"Adam Chase sekiz yaşındayken hiçbir çocuğun kaldıramayacağı bir olay yaşadı. Yıllarca kurtulamadığı bu travma onu daha tutkulu ve mücadeleci hale getirirken yanlış anlamaları da peşinden sürükledi. İşlemediği bir cinayetten zan altında kaldığında evini, yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Ortadan kaybolduğu beş yıl boyunca New York'un karanlık yüzü ile tanıştı. Şimdi çiftliğe geri döndü ve nedenini kimse bilmiyor, ne ailesi ne de polis, hatta arkasında bıraktığı düşmanları bile.
Ama onun nedenleri vardı. Artık Adam yalnızca masumiyetini kanıtlamak için değil aynı zamanda hayatını geri kazanmak için de tozlu raflardaki gerçekleri gün ışığına çıkarmak zorunda."






.jpg)

